Menü

Sezaryen Doğum Nedir?

Sezaryen doğum, bebeğin anne karnından cerrahi yolla dünyaya getirilmesi işlemidir. Karın duvarı ve rahim kasının kesilmesiyle gerçekleştirilen bu operasyon, normal doğumun anne veya bebek için riskli olduğu durumlarda uygulanan hayat kurtarıcı bir cerrahi prosedürdür. Dünya genelinde doğumların yaklaşık yüzde yirmi birinde sezaryen uygulanmakta olup bu oran ülkeler arasında büyük farklılıklar göstermektedir. Tıbbi endikasyonlara uygun olarak yapıldığında anne ve bebek sağlığını koruyan bu operasyonun, gereksiz uygulanmasından kaçınılması da aynı derecede önemlidir.

Sezaryen Endikasyonları

Sezaryen doğum kararı çeşitli tıbbi nedenlere dayanabilir. Mutlak endikasyonlar normal doğumun mümkün olmadığı veya yaşamı tehdit edici risklerin bulunduğu durumları kapsar. Plasenta previa yani plasentanın rahim ağzını kapatması, umbilikal kord prolapsusu, fetüsün transvers pozisyonda olması ve aktif genital herpes enfeksiyonu mutlak endikasyonlar arasındadır.

Rölatif endikasyonlar ise normal doğumun denenebileceği ancak koşullara göre sezaryenin tercih edilebileceği durumları ifade eder. Daha önce sezaryen geçirmiş olma, bebeğin makat gelişi, çoğul gebelik, makrozomi yani bebeğin tahmini kilosunun dört bin beş yüz gramın üzerinde olması ve doğumun ilerlemesinin durması bu kategoride değerlendirilmektedir.

Acil sezaryen doğum sırasında ortaya çıkan beklenmedik komplikasyonlarda uygulanır. Fetal distres yani bebeğin kalp atış hızındaki anormal değişiklikler, kord sarkması, plasentanın erken ayrılması ve rahim rüptürü acil müdahale gerektiren durumlar arasındadır. Bu durumlarda dakikalar içinde bebeğin doğurtulması hayati önem taşıyabilir.

Ameliyat Öncesi Hazırlık

Planlı sezaryen operasyonlarında ameliyat öncesi değerlendirme standart cerrahi protokollere uygun olarak gerçekleştirilir. Kan grubu tayini, tam kan sayımı ve koagülasyon testleri rutin olarak istenir. Hastadan bilgilendirilmiş onam alınır ve operasyonun riskleri, alternatifleri ve beklentileri detaylı olarak açıklanır.

Ameliyat öncesi en az altı ila sekiz saat açlık süresi önerilmektedir. Antasit veya proton pompa inhibitörü verilerek aspirasyon riskinin azaltılması sağlanır. İdrar sondası takılarak mesane boşaltılır. Ameliyat bölgesi uygun şekilde hazırlanır. Enfeksiyon profilaksisi amacıyla ameliyat öncesi antibiyotik uygulanması standart bir pratik haline gelmiştir.

Anestezi Yöntemleri

Sezaryen doğumda en sık kullanılan anestezi yöntemi rejyonel anestezidir. Spinal anestezi tek bir enjeksiyonla omurilik sıvısı içine lokal anestezik verilmesiyle sağlanır ve birkaç dakika içinde etki eder. Epidural anestezi ise omurilik zarı dışına kateter yerleştirilerek sürekli veya tekrarlayan dozlarla uygulanır. Her iki yöntemde de anne uyanık kalır ve bebeğin doğumunu görebilir.

Genel anestezi acil sezaryen durumlarında veya rejyonel anestezinin kontrendike olduğu vakalarda tercih edilir. Kan pıhtılaşma bozuklukları, ciddi omurga deformiteleri veya hastanın rejyonel anesteziyi reddetmesi genel anestezi gerektirebilecek durumlar arasındadır. Genel anestezide annenin bilinçsiz olması ve bebeğe anestezik maddelerin geçiş riski dezavantajlarıdır.

Cerrahi Teknik

Sezaryen operasyonunda en yaygın kullanılan cilt insizyonu Pfannenstiel insizyonudur yani kasığın hemen üzerinde yapılan transvers kesidir. Bu insizyon kozmetik açıdan daha iyi sonuçlar verir ve karın duvarı bütünlüğünü daha iyi korur. Acil durumlarda veya özel endikasyonlarda vertikal orta hat insizyonu tercih edilebilir; bu insizyon daha hızlı erişim sağlar ve gerektiğinde genişletilebilir.

Karın duvarı katmanları sırasıyla açıldıktan sonra rahime ulaşılır. Rahim insizyonu genellikle alt uterus segmentinde transvers olarak yapılır. Bu insizyon tipi daha az kanamaya neden olur ve sonraki gebeliklerde rahim rüptürü riskini minimize eder. Amniyon zarı açıldıktan sonra bebek nazikçe çıkarılır. Göbek kordonu klemplenip kesildikten sonra plasenta çıkarılır.

Rahim insizyonu emilebilir dikişlerle kapatılır ve karın duvarı katmanları anatomik sırasıyla onarılır. Cilt insizyonu dikişler, stapler veya deri altı emilebilir dikişlerle kapatılabilir. Tüm işlem genellikle kırk beş ila altmış dakika arasında tamamlanır. Kan kaybı normal şartlarda beş yüz ila bin mililitre arasındadır.

Ameliyat Sonrası Bakım

Sezaryen sonrası ilk yirmi dört saatte vital bulgular yakından izlenir. Ağrı yönetiminde multimodal analjezi yaklaşımı uygulanır; rejyonel analjezi, nonsteroidal antiinflamatuvar ilaçlar ve gerektiğinde opioidler kullanılır. Erken mobilizasyon tromboembolik komplikasyonların ve barsak yapışıklıklarının önlenmesinde önemlidir. Hastalar ameliyat sonrası altı ila on iki saat içinde yataktan kaldırılmaya teşvik edilir.

Emzirmeye ameliyat sonrası mümkün olan en erken dönemde başlanması önerilmektedir. Rejyonel anestezi ile doğum yapan anneler derlenme odasında bile emzirmeye başlayabilir. Cilt teması ve erken emzirme anne bebek bağlanmasını güçlendirmekte ve süt üretimini uyarmaktadır. Hastanede kalış süresi genellikle iki ila dört gün arasındadır.

Riskler ve Komplikasyonlar

Sezaryen doğum bir karın cerrahisi olduğundan belirli riskleri beraberinde taşır. Kanama, enfeksiyon, tromboembolik olaylar ve anestezi komplikasyonları kısa vadeli riskler arasındadır. Yara enfeksiyonu en sık görülen komplikasyonlardan biridir ve uygun antibiyotik profilaksisiyle sıklığı azaltılabilir. Endometrit yani rahim iç tabakasının enfeksiyonu da sezaryen sonrası normal doğuma göre daha sık görülmektedir.

Uzun vadeli riskler arasında sonraki gebeliklerde plasenta previa ve plasenta akreata riski artışı önemli bir yere sahiptir. Her sezaryen ile bu risk kademeli olarak yükselir. Karın içi yapışıklıklar kronik pelvik ağrıya ve sonraki ameliyatlarda teknik güçlüklere neden olabilir. Rahim skarının ince olması durumunda sonraki gebeliklerde rahim rüptürü riski bulunmaktadır.

Bebek açısından sezaryen doğumun bazı olası etkileri de bildirilmektedir. Sezaryenle doğan bebeklerde geçici taşipne yani hızlı solunum daha sık görülebilir çünkü doğum kanalından geçiş sırasında akciğerlerdeki sıvının atılması gerçekleşmez. Uzun vadede sezaryenle doğan çocuklarda astım, alerji ve obezite riskinin hafifçe artmış olabileceğini gösteren çalışmalar bulunmakla birlikte bu ilişkinin nedenselliği henüz kesinleşmemiştir.

Sezaryen Sonrası Normal Doğum

Daha önce sezaryen geçirmiş kadınlarda sonraki gebeliklerde normal doğum denenmesi belirli koşullar altında mümkündür. Önceki sezaryenin alt segment transvers insizyonla yapılmış olması, tek bir sezaryen geçmişi, herhangi bir ek rahim cerrahisi bulunmaması ve mevcut gebelikte sezaryen endikasyonu olmaması temel kriterlerdir.

Sezaryen sonrası vajinal doğum denemesinde başarı oranı yüzde altmış ila seksen arasındadır. En önemli risk rahim rüptürüdür ve insidansı yaklaşık yüzde bir civarındadır. Bu nedenle deneme uygun bir sağlık kuruluşunda, acil sezaryen imkanının hazır olduğu koşullarda ve yakın fetal monitorizasyon altında yapılmalıdır. Hasta bilgilendirilmiş onam verdikten sonra bireysel risk değerlendirmesine göre karar verilmelidir.